tobbund-nin-kolay-transit-merkezi-projesinin-ilk-ayagi-edirne-de-hayata-geciriyor-logbook-logistics

2025’in İlk Yarısında Lojistik Sektörü: Rakamlarla Global Trendler ve Türkiye Analizi

2025 yılının ilk altı ayı, küresel lojistik sektörü için “yeni normallere adaptasyon” dönemi olarak kayıtlara geçti. Pandemi sonrası zirvelerden sonra daha istikrarlı bir seyre oturan pazarda, jeopolitik gerilimler ve küresel enflasyonist baskılar ana gündem maddeleri oldu. Özellikle Kızıldeniz’deki güvenlik endişeleri nedeniyle rotaların Ümit Burnu’na kaydırılması, küresel denizyolu navlun fiyatlarında %25’e varan ani artışlara ve sevkiyat sürelerinde ortalama 10-14 günlük uzamalara yol açtı. Bu durum, IATA verilerine göre havayolu kargosuna olan talebi %3-4 bandında sınırlı bir şekilde artırdı. Küresel çapta ciro büyüme hızları yavaşlasa da, yıllık %8-10’luk istikrarlı büyümesini sürdüren e-ticaret ve tedarik zincirlerinde dijitalleşmeye yapılan yatırımlar, sektörün dinamizmini ayakta tutan en önemli faktörler oldu.

Türkiye lojistik pazarı ise bu küresel konjonktürde hem zorluklarla yüzleşti hem de stratejik konumunun avantajlarını bir kez daha öne çıkardı. TUIK verilerine göre yılın ilk yarısında ihracat hacimlerinin bir önceki yılın aynı dönemine göre %4.5 artması, sektöre can suyu oldu. Ancak yurt içinde yüksek enflasyona bağlı olarak ilk altı ayda akaryakıt giderlerinde %20’nin, toplam operasyonel maliyetlerde ise %30’un üzerinde yaşanan artışlar, firmaların kârlılık marjları üzerinde ciddi bir baskı oluşturdu. Sektör genelinde cirolarda enflasyon etkisiyle %40’lara varan nominal bir büyüme görülse de, maliyet artışları düşüldüğünde reel büyümenin %2-3 gibi sınırlı bir seviyede kaldığı bir dönem yaşandı.

Bu dönemde Türkiye’de öne çıkan en belirgin trend, teknoloji ve verimlilik odaklı yatırımların artması oldu. Sektör raporları, lojistik firmalarının artan maliyetlerle başa çıkabilmek için depo otomasyonu, rota optimizasyon yazılımları ve yapay zeka tabanlı sistemlere ayırdığı bütçenin bir önceki yıla göre yaklaşık %15 arttığını gösteriyor. Özellikle son mil teslimatı (last-mile delivery) pazarının, e-ticaretteki hareketliliğe paralel olarak %20’nin üzerinde büyümesi, bu alandaki teknoloji ve esnek dağıtım modeli yatırımlarını zorunlu kıldı. Hükümetin, Türkiye’yi Dünya Bankası Lojistik Performans Endeksi’nde (LPI) ilk 25 ülke arasına sokma hedefi doğrultusunda liman ve demiryolu altyapısına yaptığı yatırımlar da sektörün geleceği için umut verdi.

Sonuç olarak, 2025’in ilk yarısı lojistik sektörü için bir denge arayışı dönemi oldu. Küresel belirsizlikler ve %30’u aşan yerel maliyet artışları sektörün önündeki en büyük engeller olurken, teknolojiye adapte olabilen ve operasyonel verimliliği önceliklendiren firmalar bu süreçten güçlenerek çıktı. Yılın ikinci yarısında da benzer dinamiklerin etkili olması beklenirken, Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında zorunlu hale gelecek sürdürülebilirlik raporlamaları ve yeşil lojistik uygulamalarının hem yasal bir gereklilik hem de önemli bir rekabet avantajı olarak daha fazla gündeme geleceği öngörülüyor. Sektör oyuncuları için önümüzdeki dönem, maliyet kontrolü ile stratejik büyüme hedefleri arasında hassas bir denge kurmayı gerektirecek.